ÜNZİLE... İcLaL AyDıN... SeZeN AkSu...

10/4/2009 · Kategori: Kelimelerin valsi

Dün gece hiç uyumadım.
Bütün gün ve gece yağmur vardı İstanbul’da.
Bardaktan boşanırcasına yağdı önce. Azaldı, sonra tekrar hızlandı velhasıl aralıksız ıslattı şehri. Arapsaçı olmuş trafikte Boğaz Köprüsü’nden geçmeye çalışırken durmaksızın aynı şarkıyı dinliyordum.
“Ünzile insan dölü/ bilinmezlere gebe” diyordu Şebnem Ferah o doyamadığım sesiyle.
Yorgunluktan sızlayan ayaklarım ve gözlerimle geç saatte eve ulaştığımda bir süre pencereden şehri seyrettim. Kızım saçları alnına yapışmış, uyuyordu. Öğleden sonra bale kursundan aldığı karnesini baş ucuna koymuş ve büyük ihtimalle bana göstermek için hevesle beklemişti. Oysa ben çalışmak zorundaydım. Ne karnesini almaya gidebildim onunla ne de gösterisini izleyebildim. “Anne ne olur erken gel” dedi akşam telefonda. “Çekimim biter bitmez geleceğim” dedim. “Başka anneler de yoktu bugün anne, ablalar vardı bir tek. Ama bizim okulun gösterisine birlikte gidicez di mi, izin alacaksın di mi” diye sordu bir çırpıda.
İçim yana yana “Elbette aşkım, elbette birlikte gideceğiz” dedim.
Kendi kendine bulduğu teselli incecik bir kesik attı kalbime. İşte ben gelene kadar dalmış uykuya ve ben yine yetişemedim bir özel sevincine daha...
İlk adımlarını da görememiştim. Çalışıyordum.
İlk cümlesini de duyamamıştım. Çalışıyordum.
Ben hep çalışıyordum.
Bana “başka anneler de yoktu bugün” dedi evet. Telefonu kapadım. Dışarıda yağmur yağıyordu. Kalbimde incecik bir kesik, yutkundum. Ağlamadım. Her şeye ağlanır mı canım? Çalışan annelerin hepsi yaşıyor bunu. Kalbimde ince bir kesik sızlıyor ama. “Başka anneler de yoktu” dedi... Yanağımı ısırdım, merdivenleri indim ve işimin başına geçtim. Kalbimde incecik bir kesik sızıntı yapıyordu...

***
Dün gece hiç uyumadım.
Gözlerimde biber yanıkları, kızımı okuluna gönderdim, oturdum yazıyorum şimdi. Yine aynı şarkıyı dinliyorum. Yanımda kimse yok. İstediğim gibi ağlarım. Hem ağlarım, hem yazarım.
Ünzile; kızım, ben, annem ama en çok anneannem, babaannem...
Biri Doğu Anadolu’nun bir dağ eteğinde, bir diğeri Ihlara Vadisi’nde henüz on üç yaşındayken evlendirilmiş ve çamurdan fırınlarını bahçede kurumaya bırakıp gelin olmaya durmuşlar.
Kucaklarında ağlayan ve süt isteyen bebekleriyle çeşmede oyun oynayan arkadaşlarını seyretmişler. Hayatta kalan çocuklarını ise dişle tırnakla büyütüp okutmuşlar. Her ikisini de hep çalışırken hatırlıyorum.
Hiç boş durmayan elleriyle, durmaksızın bir şeyler yaratırlardı. Herkes ya okumalı ya da çalışmalıydı onlara göre.
Ben ailemin kadınlarından sanırım çalışmanın erdemini öğrendim önce. Bu yüzden hayatımı işim oluşturdu. Bu yüzden tanıdığım tanımadığım her kadına “çalışmalısınız” dedim. Destekledim, önayak oldum, iteledim.
***
Dedim ya yalnızım şimdi, istediğim gibi ağlarım...
İstediğim gibi sorarım...
Doğduğu köyün ötesini Ankara’ya kadar görebilmiş babaannemle benim aramdaki fark ulaşabildiğimiz sınırlar mı? Babaannemin çocuk yaşta görücünün biçtiği kocayla yaptığı evliliği ölene kadar sürdürebilmesi mi? Onun dokuz benim bir çocuk annesi olmamız mı?
Ya da bir farkımız var mı?
Onun bir köyde benim büyük şehirde yaşamamız “öz”de neyi değiştiriyor ki?
Hangi sosyal sınıfta olursak olalım kadınlara düşen keder hep aynı mı kalıyor?
Peki “Yağmuru kim döküyor?”
Sahi “Ünzile kaç koyun ediyor?”
Nerede yaşarsa yaşasın bir kadının “ederi”ni hep erkekler mi belirliyor?
Ünzile İstanbul’da doğsa ve “yazı”sını yazsa ne değişiyor...

İCLAL AYDIN



Ünzile - Sezen Aksu

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

Yazan:Anjelika7 | Tarih: 2009-04-12 00:48:21
Konu: Sevgili arkadaşım...

Sevgili arkadaşım, çok güzel bir yazıyı paylaşmışsın bloğunda. Bir kadın olarak, anne olarak, evlat olarak, eş olarak içim acıyarak okudum İclal Aydın'ın yazısını. Kadınlara yüklenmiş bunca görev, bunca yük, bunca sorumluluk varken, içinde hep böylesi acılar, böylesi mutsuzluklar yaşıyacak çalışan kadınlar. Ama başka türlü de olmuyor ki... Yoksa kadınlar kendilerine biçilen role uygun olarak evine kapanacak, sosyal yaşamdan soyutlanacak, kocasına ya da babasına bağımlı kalacak. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadının seçim şansı da olmayacak. Aslında kadına yapılmak istenen bu. Ama kadınlar öyle bir zor seçim yapmak zorunda bırakılıyorlar ki. Günümüzde yaşam artık çok zor, çok... Sevgiyle kal arkadaşım.(Anjelika)
*******************************************************************************
doğuda da olsa batıda da yüklenen omuzlarımıza hep sorumluluk. bize biçilmiş elbiseler hep aynı farklı modeller olsada bu erkek dünyasında. özgürlük için hep bizim mücadele etmemiz gerkiyor her koşulda. derya baykalın bir tekrar programında rastlayıp dinlemiştim o buğulu sesinden iclal aydının . daha öncede okumuş olmama rağmen hüngür hüngür ağladım. hepimiz birer ünzileyiz aslında. yok birbirimizden farkımız:(

Düzenleyen aylintoygun gün: 12/4/2009 saat: 13:48

Bağlantı»

Yazan:hayatgidiyorellerimden | Tarih: 2009-04-11 15:18:07
Konu: dostum

biraz da gülümsemeyi hak etmedik mi sence? blogumda şarkımızı dinlemen dileğiyle):sevgiler

Bağlantı»

« Önceki :: Sonraki »

DAKKA ŞAŞMA.. Şu olup biten var ya, boşver ona. Taş yağsın isterse,çok sürmez. Dakka şaşma, dakka. Yaşamaya bak. Ne geçmişi düşün,ne gelecekten kork..ÖMER HAYYAM

SON DÖKTÜRDÜKLERİM

Kategorilerim

SEVEREK OKUDUKLARIM

TİRYAKİLİKLERİM