ÇARŞI NİYE GERİCİLİĞE KARŞI
1/6/2009 · Kategori: Keyfe keder
Tribüne ünlü devrimci Che posteri de asıyorlar; 1 Mayıs’ta Taksim’e de yürüyorlar. Nükleer santrallara da, ırkçılığa da karşılar. Son Galatasaray maçında açtıkları "Türkan Saylan onurumuzdur" pankartı ise polis engeline takıldı. Peki Çarşı niye devrimci? Bu tavırları hangi siyasal hareketten miras kaldı?
YIL: 1902.Yer: İstanbul-Beşiktaş Serencebey Mahallesi’nde bir konak.Konağın bahçesinde devrin ileri gelenlerinin genç çocukları spor yapıyorlardı.
Kimi jimnastik hareketleri yapıyor, kimi güreşiyor, kimi de halter kaldırıyordu.
Devir, Sultan II. Abdülhamid devri; bırakın idman yapmayı-sporu; iki kişiden fazla insanın yan yana gelmesine kuşkuyla bakılan bir dönemdi.
Her yanda hafiyeler dolaşıyordu. Saraya jurnal mektupları yağıyordu.
Böylesine bir ortamda, Yıldız Sarayı’nın hemen yanındaki Serencebey’deki bir konakta gençlerin bir araya gelmesi kuşkusuz hemen ihbar edilmişti.
Sporcu gençler; Nazım Nazif (Ander), AhmedFetgeri (Aşeni), Mehmed Ali Fetgeri (Aşeni),Hüseyin (Bereket) Cemil, (Tayyareci) Fehmi, Mehmed Şamil, Haydar, Şevket gibi gençler gözaltına alınıp Yedi-Sekiz Hasan Paşa komutasında ünlenmiş Beşiktaş Karakolu’na götürüldüler.
Gençler karakolda bir köşede korkudan titriyorlardı.
İçlerinde bahriyeli Ahmed Fetgeri gibi askeri öğrenciler de vardı.
Karakol görevlileri ise şaşkındı. İhbar edilen gençlerin hemen hepsi eski saraya yakın ailelerin çocuklarıydı.
Örneğin, basılan konağın sahibi Medine Muhafız Komutanı Ferik Osman Paşa’ydı. Oğlu Mehmed Şamil ve yeğeni Hüseyin (Bereket) gözaltına alınanlar arasındaydı.
Keza Fetgeriler, Gürcistan tahtına kadar yükselmiş, daha sonra İstanbul’a göç etmiş,saraya yakın durmuş bir ailenin çocuklarıydı.
Neyse ki iş sonunda anlaşıldı. Gençler sadece beden hareketleri yapıyorlardı; o dönem kötü gözle bakılan futbol bile oynamıyorlardı! Seryaver Mehmed Paşa’nın çabalarıyla gençler sürgüne gitmekten kurtuldular. Padişah affetmişti. Üstelik...
Saray, gençlerin beden hareketleri yapmasına izin vermişti. Korktukları olmamıştı.
Hatta o günden sonra, Sultan Abdülmecid’in oğlu Abdulhalim Efendi ve Sultan Mehmed Reşad’ın oğlu Ömer Hilmi Efendi de gençleri destekledi; sık sık onları ziyaret etti.
Sarayın desteğini alan gençler, 1903 Mart’ında Bereket Jimnastik Kulübü’nü kurdular.
İlk başkan da konağın sahibi Ferik Osman Paşa’nın oğlu Osman Şamil oldu.
O yıllar; Recaizade Mahmud Ekrem’in ölümsüz eseri "Araba Sevdası" romanında yazdığı gibi Batı özentili davranışların moda olduğu dönemdi. Bu dönemin gösteriş sembolü ise atlı arabalardı.
Bereket Jimnastik Kulübü’ne gençler arabayla gidip geldikleri için halk bunlara "arabalılar takımı" adını verdi.
Bereket Jimnastik Kulübü’nün kuruluş öyküsü böyleydi.
Takımın kaderini 31 Mart 1909 gerici ayaklanması değiştirecekti.
İlerici Hareket Ordusu’nun takımı
1908 Temmuz Devrimi’ne (II. Meşrutiyet) karşı çıkan yobazlar, İstanbul’da ayaklandı.
İsyanı bastırmak için (aralarında Mustafa Kemal’in de bulunduğu) Hareket Ordusu, Selanik’ten yola çıktı.
Osmanlı aydınlanmasının simgesi Hareket Ordusu’na Edirne’de de subaylar katıldı.
Bunlardan ikisi, Fuat (Balkan) ve Mazhar (Kazancı) adlı subaylardı.
İkisi de sporcuydu.
Fuat (Balkan) eskrim yapıyordu; Mazhar (Kazancı) ise güreş ve halterle ilgileniyordu.
İstanbul’daki gerici ayaklanma bastırıldıktan sonra bu ilerici subaylar, Bereket Jimnastik Kulübü’ndeki gençlerle tanıştılar. Onlara birlikte spor yapma fikrini götürdüler.
Sarayın "arabalılar takımı" teklifi kabul etti.
Ancak...
Devrimci subayların teklifiyle Bereket Jimnastik Kulübü’nün adı Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi.
Fuat’ın (Balkan) Beşiktaş Ihlamur’daki evinin altındaki yer, yeni kulüp binası oldu.
Zamanla sporcu sayısı arttı; Ihlamur’dan Akaretler’deki 49 numaraya gelindi. Bir müddetsonra da 84 numaraya taşınıldı. Gençler bu binaların arkalarındaki bahçelerde jimnastik,eskrim, güreş, halter, boks yaptılar. (Bu bahçelerin bazıları günümüzde İstanbul’un en gözde lokantalarına ev sahipliği yapıyor.)
Fuat’ın (Balkan) kulübe getirdiği ilerici subaylar arasında Dolmabahçe güvenliğinden sorumlu, eskrimci Yüzbaşı Şeref de vardı. BJK’nın eskrim takımının kaptanıydı.
Kardelenlerin manevi annesi Türkan Saylan için "onurumuzdur" pankartını açan Çarşı Grubu, kuşkusuz Yüzbaşı Şeref’i iyi tanıyordu.
Çarşı, duyarlı duruşunu/tavrını Yüzbaşı Şeref’ten/Şerefler’den miras almıştı. Nasıl mı?
Kurtuluşun simgesi Kardelen
Savaş kaybedilmiş ve İstanbul işgal edilmişti.
Yüzbaşı Şeref, Mondros Ateşkes Antlaşması gereği Dolmabahçe önünde 120 askeriyle birlikte silahlarını teslim etti.
Silahını teslim etmek Yüzbaşı Şeref’e çok ağır geldi. Ne yapacağını bilememenin çaresizliğiyle birkaç gün İstanbul sokaklarında dolaşıp durdu.
Bir gün...
Beşiktaş’ta balıkçı kahvesinde otururken yanına bir balıkçı geldi, okuma yazması olup olmadığını sordu. Teknesinin adını yazdırmak istiyordu.
Yüzbaşı Şeref, balıkçının elindeki boyayı aldı ve sordu: Teknenin adını ne?
Balıkçı gülen gözleriyle, "Kardelen" dedi!
Yüzbaşı Şeref’in, Harp Okulu’nda öğrendiği "hat" ile yazdığı "Kardelen" ismi, balıkçının çok hoşuna gitti. "Ağam sana bir borcum var" dedi.
Yüzbaşı Şeref işini bitirince divan kurulu üyesi olduğu Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne gitti.
Morali düzelmemişti; işe yaramaz olduğuna karar verip intihar etmeye karar verdi; kulübün tavan arasına sakladığı baba yadigárı tabancasına sahibi olduğu tek mermiyi sürdü.
Tabancayı şakağına dayadı. Tam sıkacakken Bahriye Subayı Ahmed Fetgeri (Aşeni) odaya daldı.
Hemen silahı Yüzbaşı Şeref’in elinden kaptı. Arkadaşının koltuğunun altına girip alt kata indirdi; çay ikram etti.
Arkadaşının bu çaresizliğini yok edecek bilgiyi verdi: Mustafa Kemal ve arkadaşları Samsun’a gitmişlerdi. Umut Anadolu’dan doğuyordu.
Yüzbaşı Şeref bu sözlerle kendine geldi. Ahmed Fetgeri Bey’e sarıldı; son mermisini düşmana karşı kullanacağına dair söz verdi. Anadolu’ya gidecekti.
Aklına Kardelen adlı tekne geldi. Balıkçı İnebolu'luydu, Rum meyhanelerine balık getirmiştive ertesi sabah memleketine dönecekti.
Yüzbaşı Şeref hemen hazırlanmaya başladı. Tabancasını beline sokup tam kulüpten çıkacakken Ahmed Fetgeri elinde küçük bir torbayla karşısına çıktı. "Bunu da al" dedi."Ama söz ver, Anadolu’ya gidinceye kadar içine bakmayacaksın..."
Yüzbaşı Şeref, küçük Kardelen Teknesi’ne binip yüzlerce subay gibi gizlice Anadolu’yagitti; Kurtuluş Savaşı’ na katıldı. Gazi oldu.
Torbada ne mi vardı?
İstanbul’da azınlıkların futbol takımları Pazar Ligi maçları oynardı. Beşiktaş futbol takımı bu lige kabul edilmek için ısrarla başvurmuş ama hep reddedilmişti. Sonunda Beşiktaş," "Türk İdman Birliği" " adı altında Türk takımlarının mücadele ettiği bir lig kurdu. 1919’da bu ligin ilk şampiyonu oldu. Ödülü ise "Ertolhd" marka bir futbol topuydu.
Yüzbaşı Şeref’in torbasında işte bu futbol topu vardı!..
Ahmed Fetgeri, Beşiktaş’ın ilk kupa ödülünü Anadolu’ya göndermişti.
Bitmedi;
olayın diğer kahramanı Ahmed Fetgeri iki dönem BJK başkanlığı yaptı. Ve; 19 Mayıs’ın "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanılmasını ilk öneren isim oldu.
Tüm bunlar rastlantı mı?
Beşiktaş taraftarı, bu devrimci tarihinden koparılıp toplumsal sorunlara sırtını dönen bir seyirci haline getirilebilir mi?
İşte Çarşı, bu mirasa sahip çıkmaktadır...
Soner Yalçın
7 yorum yazılmıştır
Yazan:asivemavi36 | Tarih: 2009-06-11 22:22:18Konu: teşekkürler...
Yazan:gurbetdeyazmak | Tarih: 2009-06-07 00:26:06Mütevazi,
Romantik,
Anarşistiz...
Üçünü bir arada tutan her "İNSAN" BEŞİKTAŞ'lıdır...
Çarşı yaşama karşı olan her şeye karşı...
***************************************************************************
kesinlikle haklısınız.. teşekkürler güzel yorumunuza:)
Düzenleyen aylintoygun gün: 11/6/2009 saat: 23:13
Konu: PAYLAŞTIĞINIZ YAZI İÇİN TEŞEKKÜRLER.
Yazan:hasretsenfonileri | Tarih: 2009-06-05 14:37:25bLOG SAYFAMA GELİP YAZI YAZARSINIZ DA BİZ DE SİZE CEVAP VERMEZ MİYİZ?
EVET BEN DE FENERBAHÇELİYİM. bEŞİKTAŞ GALATASARAY OLMASA FENERBAHÇE DE OLMAZ.
ŞİMDİLERDE HEYKELİ DİKİLEN LEFTERİ SEYREDEREK FENERBAHÇELİ OLDUM. BU VATANDAŞIMIZIN KALBİNDE ÇOŞKUN BİR MEMLEKET SEVGİSİ VAR. MİLLİ TAKIMIMIZDA AY YILDIZLI FORMAYLA DEFALARCA OYNAMIŞTIR.
HERKESE DERS OLACAK BİR HAYAT HİKAYESİ VAR.
FENERBAHÇEDE BAŞKANLIK YAPMIŞ VE STADA İSMİ VERİLEN BAŞBAKAN ŞÜKRÜ SARAÇOĞLUNUN HİKAYESİ Nİ DE BLOG SAYFAMA YAKINDA YAZACAĞIM.
TEKRAR İYİ GECELER DİLERİM..
********************************************************************
merakla bekliyorum.. teşekkürler..
Düzenleyen aylintoygun gün: 7/6/2009 saat: 22:57
Konu: ASİLDİR BENİM BEŞİKTAŞIM
Yazan:melekolankedilerimiz | Tarih: 2009-06-05 14:11:20İnsanları yönlendirmenin en doğru yolu onlara gerçekleri sunmak ve isbatlamak sevgili aylin..
Ben, bu kadar muazzam olmasa da buna benzer bilgilerle pek çok öğrencimin asil bir beşiktaş taraftarı olmasını sağladım. NE MUTLU BEŞİKTAŞLIYIM DİYENE..
**********************************************************************
hakkınız ödenmez hocam.. valla doğru yolu göstermişsiniz ne diyeyim:) saygılar.
Düzenleyen aylintoygun gün: 5/6/2009 saat: 17:16
Konu: çok güzel....
Yazan:newbahar | Tarih: 2009-06-04 20:34:30ilgiyle okudum, çok hoş, aferim Beşiktaş çarşı grubuna, gerçekten taktir ettim...
sevgilerimle
********************************************************************************
evet afferin onlara... ben bile bunca yıllık beşiktaşlıyım yeni öğrendim.. sağolasın müjdecim..
Düzenleyen aylintoygun gün: 5/6/2009 saat: 17:17
Konu: Siyah ve beyaz
Yazan:kapalikapilar | Tarih: 2009-06-03 23:22:53Anladığım kadarıyla sizde Beşiktaşlısınız sevgili Aylin. Bizlerde ailecek öyleyiz:)
Tarihi bilgiler içeren yazıyı dikkatle ve ayrıntılarını kaçırmadan okudum.
Çok ilginçti.
Spor ne badireler atlatmış ve günümüze kadar gelebilmiş.
Çok teşekkürler.
******************************************************************************
newbaharım.. insanı kan mı çekiyor valla bilmem? egeli olmanız, beşiktaşlı olmanız. tek tek çıkıyor ortak noktalar ve ben çok mutlu oluyorum. bu yazı bana taaa amerikalardan sanal ortamda da olsa tanımaktan çok mutlu olduğum aşağıdaki şiiride yazan şair dostum lemen julide k 'dan geldi.. onun sayesinde bende bir çok şey öğrenmiş oldum ve sizlerle paylaşmadan edemedim. bir notunda leman şöyle demiş bana:"inanmazsın aylin şampiyon olduğumuz gün burası madison ave. siyah beyaza bürünmüştü.. " yani okyanusun ötesinde bile kutlanırken bu coşku bizde doya doya yaşamalıyız değil mi?
sevgiler..
Düzenleyen aylintoygun gün: 5/6/2009 saat: 08:46
Konu: Selamlar
Yazan:turkkadinlari | Tarih: 2009-06-02 11:16:33Verdiğiniz değerli bilgilerden dolayı teşekkür ederim...Tabi sonar yalçınada...
Ben de duygularımın doruk yaptığı bir dönemde Beşiktaşla ilgili bir yazı beni daha çok sevindirdi...
Dikkat edin kültür seviyesi insanlar genelde beşiktaşlıdır...
Beşiktaşlı sayısı Türkiyede diğer rakiplere göre azdır...
Çünkü çoluk çocuğu biz taraftar olarak saymıyoruz...
Az olsun öz olsun..Nerde çok luk orda .........k.
Sizi canı gönülden kutlarım...
Siyah beyazlı günler...
*************************************************************************************
ALKIŞŞŞŞŞŞ:)))))))))))))))))))
Düzenleyen aylintoygun gün: 4/6/2009 saat: 09:06
Konu: Sevgili Aylin,
Sayende bilmediğim bir şeyi öğrendim. Helal olsun Beşiktaş'a, sana ve çarşıya...Bir Galatasaraylı olarak başarınızı yürekten tebrik ederim. Aslanlar gibi haketmiştiniz.Sevgiler...
********************************************************************************
teşekkür ederim cnm.. doğrusu bende yeni öğrendim bunu. hemen paylaşmak istedim o yüzden.
hayat tüm renkleriyle güzel.. gs , fb olmasa beşiktaşlı olmakta o kadar güzel olmazdı değil mi?sevgiler sanada:))
Düzenleyen aylintoygun gün: 2/6/2009 saat: 11:33



