More Cool Stuff At POQbum.com

1 NİSAN 'DA NEDEN ŞAKA YAPILIR Kİ?

1/4/2009 · Kategori: Keyfe keder

Bugün 1 Nisan....Bugün ağır şakalar yapacakları belki durdurur diye konuyu araştırayım ve paylaşayım istedim.Tarihçesiyle ilgili çeşitli rivayetler olmakla birlikte en yaygın iki tanesini şöyle;

" 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur'an bir elinde İncil 'Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size
bir şey yapmayacağım' der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının
kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.
Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar 'Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz' dediklerinde Haçlı ordusu komutanı 'Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur' diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.
İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında 'Hile Günü' olarak
kutlanmaktadır. "



VE..

" Roma imparatoru Sezar M.Ö. 46 Yılında takvimin başlangıcı Ocak ayı olarak ilan etti. Ancak 16. yüzyılda Avrupa'da yeni yılın mart ayının 25'inde başladığı bilinir. 1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles takvimi değiştirerek yılbaşını ocak ayının birinci gününe aldı. Ancak bazı kişiler bu kararı protesto etmek amacıyla 1 Nisan'da partiler düzenleyip birbirlerine hediyeler verdi. Diğerleri ise bunları 'nisan aptalları' olarak nitelendirdi; yapılmayacak partilere davet edip, olmayan heberler üretti Yıllar sonra Ocak yılın ilk ayı olarak oturunca Fransızlar 1 Nisan'ı kültürlerinin bir parçası olarak gördü. Bu adetin İngiltere'ye ulaşması 200 yıl sürdü.Oradanda bütün dünyaya yayıldı. 1 Nisan şakalarının sembolünün 'nisan balığı' olmasının nedeni ise mart ayının sonlarına doğru Güneşin balık burcunu terk ediyor olmasıdır. "

Hangisi doğrudur bilemiyorum ama çocukluğun saflığıyla yaptığımız 1 Nisan şakalarını gülümseyerek hatırlıyorum. Heyecanla şakayı yaptığımız kişiye, şakayı yuttuğunu düşündüğümüz anda ' NİSANN BİRRRR ' dememizi. Sanırım o zamanlar internet denen bu alem yaygın olmadığından bugünün gerçek anlamanı, rivayetlerden öteye gidemesede 37 yaşında öğrenmiş bulunuyorum. Yani onca insanın ne dinden olursa olsun katliam gününü şaka günü olarak kutlamak hangi aklı evvelin icadıydı acaba demekten başka bir söz bulamıyorum doğrusunu isterseniz.

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8Mart.................

8/3/2009 · Kategori: Keyfe keder

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun.






Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

UFULET BASTIKÇA...

24/2/2009 · Kategori: Keyfe keder


Elveda Rumeli Jarnana - DeLimaniaq.Com

UFULET BASTI YA BANA SON GÜNLERDE .(UFULET BASMAK:ELVADA RUMELİ DİZİSİNDEN ARAK SÖZ) DİNLEYİP AÇILAYIM DEDİM. BALKAN KANIM KIPRAŞIYOR VALLA DİNLERKEN.. KAN ÇEKİYOR DERLER YA.. NEFİS PARÇA. Ee dinleyin bre mori...

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Son Günlerde Yaşananlar..

4/2/2009 · Kategori: Keyfe keder

Bir haftayı geçti yazı eklemedim. İçimden birşeyler yazmak gelmemesinin yanı sıra üstüne birde internet bağlantımdaki problem eklenince soğur gibi oldum. İş yerinde zaten hiç vaktim olmuyor yazı eklemeye. Bu arada bir çok şeyde oldu.. Çok hızlı ve inişli çıkışlı duygu yoğunlukları yaşadığım bir hafta oldu. Geçen hafta eşim coştu bir akşam. İş dönüşü akşama ne yesek diye market alışverişinde pastırma alarak akşam bize Pastırmalı Yumurta ziyafeti çekti..  Birde ablamızın yılbaşında aldığı bakır tavada yapınca görsel bir şölen oldu doğrusu.

Bu arada işler o kadar yoğun ki hem çalışmaktan -daha doğrusu yorulmaktan- şikayet edip hem de (Bu arada ben bir banka avukatının yanında icra takip işinde çalışıyorum) patır patır patlayan icra dosyalarını görüp memleketi ne hale getirdiler diye ve işim gücüm var diye şükrediyorum.

Çarşamba akşamı Mert "Anne yarın akşam irmik helvası yapar mısın?" dedi. Perşembe akşamı eve gelirken gerekli malzemeyi aldım. Sevgili Naciye 'nin İRMİK HELVASI tarifine bakarak yaptım helvayı. Tabii yapana kadar oldukça vakit geçti. Kayınvalideme ve görümceme de gönderdim. Yedik içtik tam yatacakken Naciye'nin annesinin vefat haberini aldım. O kadar üzüldüm ki. Sabaha kadar doğru düzgün uyumadım. Kadıncağızın niyetine oldu birazda helva. Sanki bilmişimde kavurmuşum. Allah kabul etsin. Allah rahmet eylesin.  Başın sağolsun Naciyecim. Canından can gitti biliyorum.Hayır aslında bilmiyorum. Bu duyguyu yaşamayan bilemez eminim. Sabırlar diliyorum sana. Teselli olur mu bilmiyorum ama rahmetli anneannem için yazdığım bir yazı vardı. Okumadıysan okumanı isterim. Buraya tıklayarak okuyabilirsin.

Cumartesi ve pazar gününü okullar tatil olduğu için hafta içi ayıramadığımız vakti Mert'e ayırarak geçirdim. Cumartesi sinemaya gittik oğlumla. Mürekkep Yürek (INKHEART) diye fantastik bir filmdi. Bayıldım ben. Büyük küçük herkesin izleyebileceği harika keyif verici bir filmdi. Filmle ilgili daha geniş bilgi için buraya tıklayın.

Aynı akşam misafir ağırladım. Börekleri hazır aldım ama, ayrıca Çamurlu Kek ( Islak Kek, Browni vs) yaptım. Çok beğenildi.

Dünde işten izin alıp Mert'i genel bir kontrol için doktora götürdüm. Kan ,şeker,hormon,idrar tüm testleri yaptırdık. Hepsi normal çıktı çok şükür. Ona da sevindik. Bu gün tekrar iş başı. Amma çok şey yapmışım yahu bu arada . Yaz yaz bitmedi . Birikmiş oldukça. Özlemişim galiba. ..

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

MİM OYUNU..

26/1/2009 · Kategori: Keyfe keder

Bu oyuna bende dahil edildim arkadaşlar.. Blog dostları arasında bu tür oyunları oynamak adet olmuş.. Bu seferki mim şöyle..  En yakınınızdaki kitabı alıyorsunuz. 161. sayfanın 5. cümlesini yazıyorsunuz.. Bu işte olay.. Karadenizsofrası  ve Anjelika7  mimlemiş beni.. Aslında işteyken okudum haberi ama yazamadım o anda.  Bizim bilgisayar salonda anca oturdum bende başına. Tamamen unutmuştum bu olayı ki. Bloguma girince aklıma geldi. Malum 12 yaşında bir oğlumuz var. Başladı tabii haliyle ergenlik sorunları. Bu aralar okuduğumuz kitap sehpamın üstündeydi. Prof.Dr. Atalay Yörükoğlu'nun "Gençlik Çağı" 161. sayfanın 5. cümlesi ise şöyle: "Gençler bir yandan yerli yersiz isteklerle ana, babanın karşısına çıkarlar, öte yandan içten içe dizginlenmeyi beklerler"....
Ben de kimlerimi MİM'ledim..
meşale ve gurbetteyazmak.. Hadi göreyim sizi..Siritiyor

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Vurulduk Ey Halkım.. Unutma Bizi..

24/1/2009 · Kategori: Keyfe keder



KALEM HALA KESKİN.. GÖZLÜK HALA KIRIK.. FAİL HALA MEÇHUL...

İÇERİ
düştüğünüzde çok şeyden ırak
bir daha yaşayamayacaksınız çok şeyi
tutamayacaksınız
kolundan kısa pantolonlu bilya çağında bir çocuğu
coşamayacaksınız
bir kızın eteklerinde oyun rüzgârı uçurmasından
bir daha hiç kalkamayacaksınız belki
demir kaşıklı beyaz bir sofradan
ve kanınız kaynasa da deli
yalnız düşlerinizde tadacaksınız sevişmeyi
ama
dışarı baksanız da bakmasanız da
avaz avaz sıçrayacaksınız camdan
ne zaman bir yaşıtınız düşse delik deşik süngü ucundan


Nevzat ÇELİK

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

DUT AĞACI

13/1/2009 · Kategori: Keyfe keder


Zamanın birinde bir küçük ülkede küçük bir kız yaşardı ailesiyle, adı: TİSPE.
Sevdalandı komşularının oğlu PİREMUS'a onun da aşkı ateşli olabildiğince.
Oyunlarında Tispe hep anneydi o zamanlar, Piremus ise hep baba.
Piremus; kıvırcık saçlarını çekerdi Tispe'nin, Tispe çiçer atardı ona karşılığında.
Büyüdüler, ayırmadılar gözlerini birbirlerinden.
Aileleri yasak koydu, ayrılmalarını istediklerinden.
AŞK engel tanırmı hiç, onları birbirinden ayırmak güç.
İki evin arasındaki çatlaktan konuşurlar,
Her gece el ayak çekilince gizlice buluşurlar.
Gel zaman git zaman günlerden bir gün, önce Tispe gider buluşma yerine.
O ağacın altı şahittir buluşmalarına.
Fakat ne görsün Tispe? Bir ASLAN!!!
Ağzı kanlar içinde avını yemekte...
Kaçtı sığındı bir mağaraya biçare.
Tispe eşarbını düşürür mağaraya sığınırken,
Ardından Piremus koşarak gelir aşk yerlerine,
Ne görsün bir ASLAN; ağzı kıpkırmızı kandan,
Sevgilisinin eşarbı aslanın yanı başında,
Piremus'un nasıl yandığını siz düşünün.
Çıkardı kuşağından hançerini Piremus,
Sevgilinin olmadığı cennet anlamsız,
Batırdı hançeri aşktan yanan kalbine
Yığıldı boylu boyunca ağacın dibine.
Neden sonra Tispe çıktı mağarasından bir cesaretle,
Sevgilisinin cansız bedenini gördü gözlerinle
Neden yaşasındı Tispe; Piremus'suz
Batırdı kanlı hançeri acıyan kalbine,
Yığıldı yârinin üstüne zavallı şuursuz.
Bu yüce aşkı ölümsüzleştirdiler,Tanrı'lar
Bu çiftin üstünde duran ağacı aşklarına adadılar.
Piremus'un kanını bu ağacın meyvelerine,
Tispe'nin gözyaşlarını ise yapraklara verdiler.
O günden beri karadut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini,
(Piremusun kan lekesini),
Dut ağacının yaprakları,(Tispenin gözyaşları) temizler…


Bilir misiniz dut ağacının meyvesinin lekesi çıkmaz ama elinize ağacın yaprağını alır ovuşturursanız lekenin gittiğine göreceksiniz.
*ALINTIDIR..

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Emre Altuğ- Neyleyim

8/1/2009 · Kategori: Keyfe keder

Ne zamandır ismini bilmediğim için bu şarkıyı arayıp arayıp bulamıyordum. Çok güzel bir parça.. Bakalım sizde beğenecek misiniz? Eh yerinede gider heraldeGöz Kirpiyor

Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

İZMİRLİYİM...........

7/1/2009 · Kategori: Keyfe keder




Petrol
şeyhinin bir tanesi üniversitede okuması için oğlunu İzmir'e gönderir. Çocuk ilk devreyi basarıyla bitirdikten sonra notlar düşmeye ve çocuk hafiften serserileşmeye baslar. Zaman geçtikçe memleketten
çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artik yetmemektedir! Şeyhimiz oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İzmir'e gönderir. Adam İzmir'e gelince bir de ne öğrenir! Şeyhin okusun diye gönderdiği oğlu okulu bırakmış, kendini karıya kıza vurmuştur! Neyse, çocuğu Kordon da bir meyhanede bulunur: 'Ya seydi, bu ne kepazeliktir! Baban seni merak eder! Kalk gidiyoruz Arabistan'a!' Çocuk 'Ayva seydi' der, 'Ama önce bir otur da su manzaraya bir bak...' Şeyhin adamı 'Bunda ne kötülük olabilir ki' diye düşünür ve masaya oturur. Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkada batan kıpkırmızı güneş, körfezi kırmızının tonlarına boyamaktadır.
Manzaray
ı seyrederken, garsonun getirdiği kavundan bir tane ağza atılır. Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değiliz ya, su aslan sütü denenmeredin de bir tadına bakalım derken orada ipler kopar! Şeyhin oğlu ve körfez tarafından ayartılan adam, yorgun ve akşamdan kalma olduğu anlaşılan bir sesle, 15 gün sonra, efendisini arar:
'Ya seydi, veled mazbut velakin memleket puşt!'

Rakı şarap gâvurluksa, günün en güzel saatlerinde..
Deniz gâvurluksa ve kar
şısında batarken izlemek güneşi..

Aşk gavurluksa ve sevdiğinin elini tutarak kordonda dolaşmak

İzmirlilik gavurluksa ve özgürlükse düşkün olmak, kimse tarafından kısıtlanmak istememek..

Ben gavurun önde gideniyim, yazın en büyük harfle!!!

BEN İZMİRLİYİM.............

*YAZARIN NOTU: BENDE İZMİRLİYİM...

Get this widget | Track details | eSnips Social DNA

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

YeNi YıLıNıZ KuTLu OLsUn...

30/12/2008 · Kategori: Keyfe keder

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

DAKKA ŞAŞMA.. Şu olup biten var ya, boşver ona. Taş yağsın isterse,çok sürmez. Dakka şaşma, dakka. Yaşamaya bak. Ne geçmişi düşün,ne gelecekten kork..ÖMER HAYYAM

SON DÖKTÜRDÜKLERİM

Kategorilerim

SEVEREK OKUDUKLARIM

TİRYAKİLİKLERİM