More Cool Stuff At POQbum.com

İMZA KAMPANYASI

26/10/2008 · Kategori: Dusundum tasindim


İmza kampanyası başlamış arkadaşlar..Hadi ne duruyorsunuz hemen katılın..

http://www.bloghareketgunu.com/imza/bloguma-dokunma/index.php

 
Birde bu da varmış.. Boş durmak yok ..

http://blogspotacilsin.wordpress.com/

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Çaresi var ama...

25/10/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

Bu siteden arama motoruna yazıp istediğini blogger a ulaşmanız mümkünmüş.. Ama yorum yapılamıyor.. Çaresi var ama.. Bu kadar insanı mağdur etmenin bir alemi yok tabii.. Yine hakkımızı aramalıyız derim ben..

http://www.hidemyass.com/

 Sağol http://www.hamdivehusnucan.blogcu.com

Birde bunu okuyun..

http://www.annekaz.com/2008/10/ite-bloggera-girmenin-yolu.html

BİRDE BU YAZIYA EKLENMİŞ CRAFTWOMAN'IN YORUMUNU OKUYUN...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

BUNUN ADI SANSÜR

25/10/2008 · Kategori: Dusundum tasindim


Bir gün bunu olacağını biliyordum desem.. Eminim bir çoğunuz artık "Tehlikenin Farkındasınızdır" .. Bakalım sıra bize ne zaman gelecek? Bu soruyu sormak bile ürkütücü ama şimdi birlik olma zamanı. Ne yapılır bilmiyorum henüz ama sıranın bize gelmesini beklemeye niyetim yok. Birkaç gün ara demiştim ama dayanamadım böyle bir durum karşısında. İlk fırsatta oturdum PC başına.. Eğer FACEBOOK ta profiliniz varsa bu gurupta
http://www.facebook.com/group.php?gid=31605427901&ref=nf
verilen bilgiler doğrultusunda blogunuzu başka bir yere taşıma şansınız varmış . Öyle deniyor. Anlamıyorumki bu bilgisayar işinden anlatayım size.   Belki yardımı olur dedim..
Kurunun yanında yaşta yanıyor gibi bir durum var heralde. Ama ne olursa olsun onca insanın emeğini görmezden gelmek kişilik haklarına saygısızlık değil de ne? Sorarım size..
Bu arada aynı guruba mesaj atan bir arkadaşımız şu metni sunmuş. Dileyen katılabilir. Ama birşeyler yapmak lazım.. Sizde bu metni kopyalayıp blogunuza ekleyinki daha çok kişiye ulaşabilelim..

İTİRAZ METNİ

sayın türkiye cumhuriyeti milletvekili,

"5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun" adı altında çağımıza ve bize hiç yakışmayan bir kanun sebebiyle ülkemizde çeşitli internet sitelerine erişim engellenmektedir. Bu kanun şu anki biçimiyle sadece ülkemizi çağdışı bir konuma sürüklemekle kalmamakta, bununla birlikte insan hakları evrensel beyannamesinin 11. ve 19. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Beyannamenin 11. maddesine göre kişinin suçu ispatlanana kadar suçsuz sayılacağı ilkesi, bu kanundaki gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda tedbir amaçlı yayın durdurması ile çiğnenmektedir.

Yine beyannamenin 11. maddesine göre zanlıya adil dava hakkı tanınmadan suçlu ilan edilememesi gerekliliği de bu kanunla ihlal edilmekte, kendini savunma hakkı verilmeyen uluslararası siteler de kapatılmaktadır.

Bu kanun, beyannamenin 19. maddesine göre herkesin sahibi olması gereken fikir sahibi olma ve ifade etme hakkı, daha da önemlisi kişinin herhangi bir ortamda, kısıtlama olmaksızın bilgi edinme hakkına karşı çıkmaktadır.

Bunlardan daha da elim ve vahim olmak üzere, sayın milletvekili, bu kanun Türkiye'nin çağdaş medeniyetler seviyesine gelmesine engel olmaktadır.

İşte tüm bu saydığım sebeplerden dolayı, sayın Türkiye Cumhuriyeti milletvekili, bu kanunun iptali için en kısa sürede bir çaba göstermezseniz ve bu çabanın samimiyetine bu yasadan dolayı hicap duyan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan beni inandırmazsanız bundan sonraki herhangi bir yerel veya genel seçimde, size ve varsa temsil ettiğiniz partinize oy vermeyeceğimi ve çevreme de bu yönde telkinde bulunacağımı bildiririm.

Saygılarımla,
isim soyisim
Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı

mail atılabilecek adresler:

halklailiskiler@chp.org.tr
halklailiskiler@mhp.org.tr
kamer.genc@tbmm.gov.tr
ufukuras@ufukuras.net
ve http://www.tbmm.gov.tr/...lop/owa/e_posta.uye_e_posta adresindeki tüm adresler.
metin ekshi sözlükten alınmıştır.

 Resim: http://www.kelebeklisaniyeler.blogcu.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

ÇOCUK İSTİSMARI..

17/10/2008 · Kategori: Dusundum tasindim


Gazete haberlerini okumak  ya da haberleri izlemek bu memlekette ne çekilmez hal aldı farkında mısınız? Biraz uzaklaşmak istesenizde mutlaka çıkıyor birşeyler.. İnsana mutlu olma şansı tanımıyor sanki gündelik yaşam..  Umursamanız bu seferde kendinizi bencil hissetmemek elde değil.. Dolar çıkmış, ne gam..Birde üstüne dalga geçer gibi " Bu krizden en az biz etkileneceğiz" safsataları, dalga geçer gibi..Hergün bir bir toprağa düşen şehit haberleri.. Sonrasında bir baktım bir haber. Akıllara zarar.. Pek muhterem beyler evlilik yaşını düşürüp küçük yaşta cinsel istismara uğrayan çocuklarımıza el atmış yeni bir yasa değişikliğiyle.. Evlenme yaşı 14'e çekilsin... Reşit olmayana tecavüzde şikayet koşulu olan 15 yaş sınırı 14'e indirilsin... Öneri yasalaşırsa, 14 yaşındaki kızlar evlendirilebilecek, 14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüzde işlenen suç "şikayete bağlı" hale gelecek.Biri 14 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edip, "Evleneceğim" derse suçu silinecek! Kanım dondu resmen. Nedir bu ya? İşiniz gücünüz yok mu sizin? Kime bu kıyak?  Gerekçeyede bakar mısınız? Cinsel ilişkiye girme yaşı düşmüşmüş. Ondanmış..Yok ya... Ne eğitim veriyorsun ki sen bu konuda da böyle bir yasa çıkarabiliyorsun. İnanılır gibi değil. Utanma arlanmada kalmadı bu sapıklarda. Hüseyin Üzmez gibileri mi salıvermek amacınız?  Nedir söyleyinde bilelim. Siz elinize, belinize sahip çıkamıyorsunuz ama ben çok şükür dilime sahip çıkabiliyorum. Yoksa daha neler dökülecekte buralara.. Bebek tecavüzleri oldu bu ülkede beyler. Aklınızı başınıza alın. Bu adamların kesinlikle tedavi görmesi gerek. Bu suçtan ceza alanlardan bahsetmiyorum sadece. Bu yasa değişikliğini onaylayanlarıda kastediyorum valla.  Ya haksız mıyım arkadaşlar ? Siz ne düşünüyorsunuz? Bu ülkede mutlu olmak kimlerin hakkı?
Haberin ayrıntısı için:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/10144218.asp?gid=229&sz=28757

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

GÜNÜN SÖZÜ....

14/8/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

birinde gezen çocugun biri bir vitrinde çok hos bir tablo görür.

Tablo bedeli oldukça yüksektir.

Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin dogum

gününe almayı ister ve bir is bulup kıt kanaat geçinerek

biriktirdigi tüm para ile magazaya gider.

Sanslıdır tablo hala satılmamıstır.

Içeri girer ve tabloyu bir süre yakından izledikten sonra

resmi yapan sanatçıyı bulur ve

"Abimin dogum günü için bu resmi satın almak

istiyorum, tüm paramda bu kadar" der.

Ressam bir süre düsündükten sonra. Resmi paketler

ve resmi satar.Çocuk paketini alır ve tesekkür ederek çıkar.

Magazada adamın arkadasları da vardır ve saskın saskın sorarlar:

 

"Sen ne yaptın o resmin degeri milyonlar ederdi.

Neden bu kadar cüzi bir rakama sattın?"

Adam cevap verir:

"Evet ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü

insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek

kaç kişi bulabilirdim ?..."

 

 

GÜNÜN SÖZÜ:

Günümüzde insanlar her seyin fiyatini biliyor,

fakat hiçbir seyin degerini bilmiyorlar.

 

Oscar Wilde

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

GÜNDEM

1/7/2008 · Kategori: Dusundum tasindim


"NE SÖYLERSEN SÖYLE SÖYLEDİĞİN KARŞINDAKİNİN ANLADIĞI KADARDIR" 
SEVGİLİ MUSTAFA BALBAY'IN HER SABAH DİNLEDİĞİM ÜMİT ZİLELİ'NİN PROGRAMINDAKİ TEKRAR CÜMLESİ....... EVET ÖYLE NASIL ANLADILARSA SENİ ALIVERDİLER İÇERİ NEDENİ BELİRSİZ OLMAYAN İDDALAR DENİZİNE.. UMUTSA........ BİLMİYORUM..YAŞADIĞIM ÜLKENİN ÇARESİZLİĞİNE BAKIP DURUYORUM SADECE. YOK ÇARESİZLİĞİNE DEĞİL YANLIŞ OLDU. UMARSIZLIĞINA DEMEK DAHA DOĞRU OLACAK..BAKALIM NELER GÖRECEĞİZ DAHA. YAZIK BU ÜLKEYE..KİMSENİN KILI KIPIRDAMIYOR BİRDE..YATIN YATIN..KARPUZDA YATA YATA BÜYÜRMÜŞ..

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

KENE HAKKINDA KOMPLO TEORİLERİ

28/6/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

BU YAZI BANA MAİL YOLUYLA GELDİ. DOĞRUSU ÇOK ENTERESAN. BAKTIĞIM BİR ÇOK BLOGTA BU KONUYLA İLGİLİ OLDUKÇA İLGİNÇ VE FAYDALI YAZILARIN YANINDA BU ÇOK FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI SUNUYOR BİZE. BAKALIM SİZE NELER DÜŞÜNDÜRECEK KENE ÜZERİNE...


Kene kimin silahı?

Karahumma 14. yüzyılda Avrupa'nın nüfusunun 3'te birini yok etmiştir. 1321 yılında Moğolistan'da doğan ve nasıl doğduğu halen bir türlü bulunamayan bu virüs Cenovalı tüccarlar tarafından Kırım'dan Avrupa'ya taşındı. Avrupa için kara tarih olan karahumma, İngiltere'ye gemiyle sadece bir fare tarafından getirilmiştir.
Kiliseye göre karahumma Tanrı'nın günahkâr insanoğluna verdiği bir cezadır.
Diğer yandan bu salgın ortaçağın ilk soykırımının da nedenidir.
İsveç'te bir Yahudi'nin ağır bir işkenceyle karahummayı bulaştırdığını itiraf etmeye mecbur edilmesi sonucu bütün Avrupa'da (2 bin Strasbourg'da, 12 bin Mainz'de, 600 Brüksel'de olmak üzere) 15 bine yakın Yahudi öldürülmüştür. İsviçre'nin Basel kentinde Yahudiler canlı canlı yakılmıştır.
Yani Hitler'den önce Yahudi soykırımı karahumma yüzünden yapılmıştır.
Karahummanın Avrupa'da görülmesinin ardından yüzyıllar geçti.
Dünya sıtma mikrobunu ve geçen yüzyılda başlayan bugün yavaş yavaş etkisini kaybeden AIDS mikrobunu tanıdı.
Kilise bu hastalıkları yine Tanrı'nın günahkâr insanoğluna verdiği bir ceza olarak görüyor.
Ancak bugün AIDS'in bilimsel bir çalışma sırasında yaratıldığı bilinen bir gerçek. Bu çalışma konusunda suçlanan tek ülke Amerika!
Günümüzün bir başka vebası kuş gribi. Bu da laboratuvar virüsü. Allahtan dünya bu virüsle kolay mücadele etti.
Kuş gribi Asya'da başladı ve Türkiye gibi bazı ülkelerde görüldü. Türkiye kuş gribi nedeniyle ağır bir ekonomik darbe aldı. Dünyaya meydan okuyan tavukçuluk sektörü bu salgın nedeniyle halen ihracat yapamaz durumdadır.
Yani bu virüs ekonomik bir silahtır.
Gelelim günümüzün en önemli ekonomik silahına.
Kenelere. Ya da diğer adıyla Kırım Kongo Kanamalı Ateş virüsü.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu virüs biyolojik silah denemelerinin yapıldığı 1940'lı yıllarda ortaya çıkmış ve ansızın yok olmuş.
Aradan geçen 68 yıldan sonra bir anda dünyanın belirli bölgelerinde hastalıklı kene görülmeye başlandı. Türkiye'de neredeyse her gün bir insan bu hastalık taşıyan kene ısırmasından dolayı ölüyor.
Yine şu an itibarıyla hastalığın göründüğü bölgeler Uzakdoğu, Karadeniz ve
Türkiye.
Hastalık tıpkı 14. yüzyılda olduğu gibi Kırım kaynaklı.
Türkiye'de yüzlerce yıldır kene yaşıyor ve 2 yıl öncesine kadar 1 kişi bile keneden ölmedi.
Virüslü keneler sanki bilinçli bir el tarafından Karadeniz'den başlayarak tüm Türkiye'ye yayıldı.
Kene sayısı Türkiye tarihinde hiç görülmediği kadar hızla çoğaldı ve halen de çoğalıyor.
Şu an biz kabul etmesek de, tehlikenin farkına varmasak da önümüzdeki yıl Türkiye'nin bir numaralı sorunu kene olacaktır.
Türkiye büyük bir ekonomik felakete bu keneler tarafından sürüklenecektir.
Şu anda keneler Karadeniz'den Ege'ye doğru yavaş yavaş yayılıyor. Yakın bir zamanda Allah göstermesin Akdeniz kıyılarına ulaştığında Türkiye bacasız sanayii turizm sektörünü kaybedebilir.
Bu Türkiye için yılda 30 milyar dolar turizm gelirinin yok olması demektir.
Türk tarım ve hayvancılık sektörünün bitmesi olacaktır. Çünkü yine önlem alınmazsa bir süre sonra et ve süt ürünlerinden uzak durmaya başlayacağız. Türkiye'de hayvancılık sektörü büyük yara alacaktır.
Kısacası Türkiye farkında olmadığı bir tehlikenin yarattığı ekonomik faciayla karşı karşıyadır.
Dünyanın tarım ürünlerinde yaşadığı bu sıkıntılı dönemde Türkiye tıpkı 14. yüzyıl Avrupa'sının kaderini yaşayabilir.
Zaten İsrail'in geliştirdiği genetiği ile oynanmış tohumla yapılan tarımda Türkiye bu ülkenin güdümüne girmiştir.
Dünyada yaşanan finansal hareketin arkasında İsrail sermayesi olduğu bilinen bir gerçek.
Genetik çalışmalarla da İsrail bir numaralı ülkedir.
Bazı bilim adamları kısık sesle de olsa İsrail'in savaşı silahtan genetik bilime kaydırdığını telaffuz etmekte, ama bu sesler maalesef dediğim gibi kısık sesle yapıldığından duyulmamaktadır.
Ateş olmayan yerden duman çıkar mı tartışmasına girmek istemiyorum, ama daha 14. yüzyılda İsveç'e bazı Yahudilerin kasıtlı virüs yaydığı suçlamasıyla katliama kurban gitmesi bu tartışmanın 400 yıl önce de yapıldığını gösteriyor.
Dünya değişti.
Artık bombalı-tanklı savaşların para etmediğini Irak'ta gördük.Savaş artık genetik bilimle yapılacaktır. Uçaklardan 'Skut'bombası yerine belki Kırım Kongo virüsü taşıyan keneler ya da başka bir hastalık taşıyan fareler atılacaktır. Bakalım o zaman Kilise'nin azizleri bunu nasıl yorumlayacak?
İnsanoğlunun ahlaksız savaşı mı, yoksa günahkâr insanoğlunun Tanrı tarafından cezalandırılması mı?

REMZİ  ÖZDEMİR
Yeniçağ gazetesi
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

BLOGCUNUN ETTİKLERİNE BAKIN HELE..

18/6/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

Pazar gününden beri bloguma giriş yapamıyorum. Sayfam görüntülenmiyor. Şifremi girince böyle bir kullanıcı bulunamadı diyor..Yarım saattir yazdım onuda kaydetmedi. İstifa edeceğim o olacak blogcudan. Sinir şey....Öfkeli Nereye varacak bakalım sonu.. Neyse inceldiği yerden kopacak gibi görünüyor ama hayırlısı ne diyeyim. Baktım bazı blogcu arkadaşların sitelerinede hala giriş yapılamıyor. Onlarda yaşıyor aynı problemleri sanırım.Her işlemden sonra kullanıcı adı, şifre sormasıda cabası. ÜFFFF GICIK MISINIZ Sİz Yaaaaaa...Agliyor

Neyse yazacaktım fırsat olmadı bu problemlerden dolayı. Şimdi birkaç gün önceye Karne Gününe dönelim. Canım Oğlum birsürü 5 çekerek bu seneyi TAKDİRNAME’yle taçlandırdı. KalpOnu buradan kutluyorum.Kalp Seninle GURUR duyuyoruz oğlum.Kalp Ve Seni çok seviyoruz.Kalp Sadece başarılı olduğun için değil. Sakın öyle düşünme . Seni bizim evladımız olduğun her ne olursa olsun hep seveceğiz. Canım oğlum benim. Kalp


Bugün oğluşu İzmir’e yolcu ettik.AgliyorAnneannesinin yanına. Biraz orada tatil yapacak. Malum benim iş durumundan dolayı bu sene böyle oldu artık ne yapalım? Neyseki sağ salim vardı İzmir’e. Keyfide yerinde. Bizde eşimle oturup birbirimizin suratına bakıyoruz melmel (ne demekse) İnsan bir tuhaf oluyor. Sudan çıkmış balık gibiyiz kesinlikle. Allah yokluklarını yaşatmasın kimseye. Yerinde sağ olsunda özlemlerde olacak tabii. Ne yapalım?

İnsan oğlu kuş misali..Uçar gelir yakında. Biner tepemize..DEĞİL Mİ ANNECİM?Siritiyor Güzel güzel eğlenmene bak sen..Öptük babanla ikimiz seni..Öpücük
Şimdilik bu kadar..İnşallah bir sorun olmazsa yarın devam ederim artık.. Yoruldum valla uğraşmaktan blogcuyla. Keyif, zevk bırakmıyorlar insanda yalan mı? Yakında görebilirsiniz heralde bu gidişle"Falanca yere taşındım" diye. Bozuyorlar insanın kafasını..Hafta sonu Gizlibahçe keyfimizide yazacağım ama sonra. Kıymalı pide yaptım..Hemde bahçedeki fırında. Şimdi reklamını yapayımdaSiritiyorAZZZZZZZZ SONNNNRAAAAAAA....Ay neyse öptüm herkesi..İyi geceler..


Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

19 MAYIS..............

19/5/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

DOĞRU SÖZE EKLEYECEK BİRŞEY BULAMIYORUM..ZATEN DENİLECEKLERİN HEPSİNİ YILLAR ÖNCE GÖRÜP SÖYLEMİŞ ATAMIZ..BİZ BUNU DUYABİLDİK Mİ?

HERALDE DUYSAYDIK ŞİMDİ BU DURUMLARDA OLMAZDIK...HERKESİN BAYRAMI KUTLU OLSUN...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

BAHAR GELDİ:) HIDRELLEZ MUCİZESİ..

5/5/2008 · Kategori: Dusundum tasindim

"Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez günü, Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.

Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı’nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır’a atfedilen özellikler şunlardır:

  • Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
  • Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.
  • Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
  • Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
  • Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
  • İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
  • Uğur ve kısmet sembolüdür.
  • Mucize ve keramet sahibidir.
  • Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, ülkemizde etkin bir biçimde kutlanmaktadır. Büyük şehirlerde daha az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır’ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.

Anadolu’nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar “Hızır hakkı” için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır’a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde “baht açma”, Denizli ve çevresinde “bahtiyar”, Yörük ve Türkmenlerde “mantıfar”, Balıkesir ve çevresinde “dağara yüzük atma”, Edirne ve çevresinde “niyet çıkarma”, Erzurum’da “mani çekme” adı verilir. Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu’da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır."

Eskiden yaşadığım Hıdrellezler daha mı güzeldi? Yoksa biz büyüdükçe kıymet bilmez mi olduk?

Zaman geçiyor, anlamlar yitip gidiyor...Bahar geldi. Ama ben çok kötüyüm bugün. İçimde birşeyler sönmüş gibi. Enerjim tükendi sanki. Bu gece dilek dilemeyi unutmayın.. Kendiniz ve tüm sevdikleriniz için. Umarım tüm dilekleriniz üstünden Hızır Aleyüsselamın bereketli eli geçer. Sevgiyle ....

Kaynak: http://www.hıdrellez.org

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

DAKKA ŞAŞMA.. Şu olup biten var ya, boşver ona. Taş yağsın isterse,çok sürmez. Dakka şaşma, dakka. Yaşamaya bak. Ne geçmişi düşün,ne gelecekten kork..ÖMER HAYYAM

SON DÖKTÜRDÜKLERİM

Kategorilerim

SEVEREK OKUDUKLARIM

TİRYAKİLİKLERİM