More Cool Stuff At POQbum.com

13. yılbaşı şenliğimiz
28/12/2009 · Kategori: CYDD
Bodrum'da her yıl düzenlenen 13. yılbaşı şenliği büyük bir katılımla tamamlandı. Çok güzeldi her sene olduğu gibi.Şenliğimizden kısa bir görüntü paylaşmak istedim. Ben bu sene bağış olarak mercimekli köfte yaptım. Bu sene Türkan Saylan'ın kaybından sonra birde buradaki üyelerimizden de kayıplar verdik. Tam bir yaprak dökümü yaşandı bu sene. Tüm gönüllüler adına onları buradan tekrar saygıyla anıyorum. Birde keşke belediye böyle sivil toplum kuruluşlarına daha bir sahip çıksada otopark köşelerinde yer tahsis etmeseler bize. Ama nerdeeee??? Bunada şükür tabii. Bu günleride aramayalımda..

BİR YILIN SON GÜNLERİ
24/12/2009 · Kategori: Kelimelerin valsi
![]()
![]()
![]()
![]()
![]()
İşte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini
biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini
kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri
II.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim,tasarılarım,yarım
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?
III.
kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,dostlukları,sevgil
kitaplara,sayfalara,satırl
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,ci
ovmalı umutları
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz'a
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta
IV.
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Bırakılmış mektuplar
Ve yurdumun her karış toprağında tefrika edilen karanlık
Ey hayatıma girenler ve çıkanlar
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır bir ermiş dinginliği havalandırıyor dizelerime
açılan pencereleri,
Durup bakıyorum akşam sularında zaman kavramlarına,
Zamanı düşünüyorum;koyuluyorum
Anlamını yitiriyor "şimdiki zaman"ın boşyüceliği,tarihin unutkan
sayfalarındaki mürekkep lekeleri
İşimin başına dönüyorum içimde ıssız bir gönül erinci
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"içtenliğin" yada "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum.
V.
Sabahları açık penceremin soluduğu kent
Nabzında yüzyılın dağınık sancısı
Dumanı üzerinde tüten yıkıntılar
Hangi anlamı kuşanabilir şimdi yeni bir yıl
Umutsuzluk sözlüğünden karşılıklar aranırken hayata
Hangi söküğünü dikebilir bu yaralı kuşak
Hangi yüreğe öğretilebilir unutmak!
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
Vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

YENİ YIL GELMEDEN ..Çok Keyifli:)
23/12/2009 · Kategori: Denedim begendim
Yeni yıl gelmeden önce sevdiklerinize güzel bir hediye göndermek isterseniz buraya tıklayın.
Kendi resminizle güzel bir kart hazırlayıp arkadaşlarınıza sevdiklerinize gönderebilirsiniz. Geçen yıl son dakikada bu linki keşfetmiştim. Ozamanda eklemiştim sayfama. Bu sene biraz erken paylaşayımda amacına ulaşsın. Bence çok eğlenceli. Her seferinde yerlere yatıyorum gülmekten...

Taşlık Kavurması
22/12/2009 · Kategori: Denedim begendim
Biz bu Taşlığı seneler evvel alıp yanlış bir şekilde pişirip yiyememiştik diye hatırlıyorum hep. Ama nedense eşim alıp pişirme konusunda hep ısrarlı davranmıştır. En sonunda öğrenmiş tam tarifinde bizde lezzetli bir yemek yeme şansına sahip olduk.
Yarım kilo Taşlık temizlendikten sonra ufak ufak doğranıp 20-25 dakika haşlanır. 1 adet iri doğranmış soğan ile kavrulup istediğiniz baharatlarla lezzetlendirilir. Kocişin eline sağlık. Sizede Afiyet Olsun.

Peynirli Kek
21/12/2009 · Kategori: Denedim begendim

Bakınız kekimin dumanları hala tütüyor.. Sıcak sıcak zevkinize sunuyorum efendim..
Ben çok seviyorum bu keki . Birazda poğaça yapmaktan daha kolay ya. Koy herşeyi karıştır ver fırına olayı yani. Öyle şekil verme derdi falanda yok. Pazar günü bir yağmur bir fırtına burnumuzu bile dışarı çıkaramadık. Pijama terlik televizyon şeklinde gezince insanın boğazıda durmuyor işte naparsınız? Vallaha ne yalan söyleyim ölçüleri biraz attım kafadan evde ne varsa işte. Ama kıvam güzel oldu. 3 yumurta ,yarım su bardağından biraz fazla sıvı yağ, 1 çay bardağı süt ,200 gr yağsız beyaz peynir(ben köy peyniri kullandım) 2 subardağı un,yarım demet dereotu,tuz karabiber,kabartma tozu. 175 derece fırında 25-30 dk pişirin. Afiyet Olsun.

BİZ EŞEK OLDUKÇA???
15/12/2009 · Kategori: Dusundum tasindim
Eşekler köydeki semerciden çok şikayetçilermis.Semerci hiç iyi semer yapamıyormuş.
Eşeklerin sırtları kanlı yaralarla doluymuş. Eşekler toplanıp yeni bir semercinin gelmesi icin dua etmişler. Hikaye bu ya duaları da kabul olmuş ve gerçekten köye yeni bir semerci gelmiş.
Ne var ki bu semerci de eşekleri rahatlatacak semerler yapamıyormuş, yaralar azalacakken artmaya baslamış. Esekler yine toplanıp, koye yeni bir semerci gelmesi için dua etmişler.
Ve gerçekten mevcut semerci köyden ayrılmış, yerine başka bir semerci gelmiş. Esekler her semerci değişikliğinde olduğu gibi yine çok sevinmişler.Ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farklı olmadığını, semerlerin gittikçe daha da kalitesizleştiğini, yaralarinin ise kötüleştiğini görmüşler. Semerci gitmiş, semerci gelmiş. Her seferinde eşekler yeni semerci gelmesi için dua etmişler. Bu hikaye kaç semerci değişene kadar böyle devam etmiş bilmiyorum. Nihayet bir gün eşekler toplanıp, eski semerciden kurtulmak için değil de
eşeklikten kurtulmak için dua etmeye başlamışlar.
" Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır.Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar. "Giordano Bruno (..... - 1600)

ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ
14/12/2009 · Kategori: Keyfe keder
Tamda zamanı gelmişken bu geleneğin aslında nereden geldiğini en yetkili ağızdan öğrenmek güzel oldu.
Çok ilginç bir bilgi. Ben daha önce duymamıştım.
"Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır.
Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir AKÇAM ağacı bulunuyor.
Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.
Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.
İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle AKÇAM ağacı altında kutluyorlar.
Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.
Bayramın adı NARDUGAN
(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.
Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.
Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan.
Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar,büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.
Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.
Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş. Bu yüzden olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok.
"Doğum, Güneşin yeniden doğuşu"
Sümerolog
Muazzez İlmiye ÇIĞ"

Kıymalı Lazanya Tarifi
13/12/2009 · Kategori: Marifetler oneriler

Oldukça oyalayıcı bir yemek olduğundan dolayı Lazanya çok sık yaptığım birşey değildir. Geçenlerde Mert izlediği bir programda görüp merak edince en kısa zamanda yapmaya söz verdim . Bugün ev tam takır kuru bakır kalınca alışverişe gittik ailecek. Marketteyken karar verdik yapmaya lazanyayı. Malzemeleri aldık. Dediğim gibi çok sık yapmadığımdan öğrendimki artık bu lazanyanın haşlanmadan yapılanlarıda çıkmış. Ama ben yinede dayanamayıp bir miktar haşladım. Yalnız tek tek haşlayıp alın . Benim yaptığım gibi üstüste koymayın. Yapıştı çünkü. :)))) Neyse kısa yoldan döndümde bütün lazanyaları zayi etmekten kurtuldum. Bu tarifimn patlıcanlı versiyonuda süper oluyor denemiştim. Ayrıca ıspanalıda yapabilirsiniz.
Önce 300-400 gr kadar kıymalı soğan ile kavurun. Salça ,tuz,karabiber ekleyip yarım çay bardağı kadar su ekleyip bir taşım kaynatıp kenara alın. Başka bir tavada 2 yemek kaşığı tereyağı ile 3 yemek kaşığı unu kavurup,yarım litre sütü ilave edin ve hızlı karıştırarark başamel sosunuzuda hazırlayın. 300 gr kadar kaşar peyniri rendesinide hazır edin. Yağladığınız kare veya dikdörtgen borcama önce bir miktar başamel sos sürün. Sonra sırasıyla Lazanya, kıyma,başamel sos ve kaşar rendesini sürün ve her katta bunu tekrarlayın. Enüst kata lazanyaları dizdikten sonra kalan başamel ile kaşar rendesini dökün. 200 derece ısıtılmış fırında 15-20 dakika üzeri kızarıncaya kadar kızartın. Afiyet olsun..

Ezber (Tüm Ezberiniz Bozulacak)
13/12/2009 · Kategori: Dusundum tasindim
Film Hakkında“ Ezber ” bir rüya ile başladı…
Yıllardır hep onların özgürlüğü için kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu yolda güzel dostlar biriktirdim kendim için ama bu bana yetmiyordu. Yeterince yardım edememek beni çok üzüyordu. Büyük bir kalp arsızlığı ile onlar için hep daha fazlasını istedim. Durmadan hep hayaller kurdum. Belki dedim “ bir gün onların yaşadıklarını biz yaşarsak onları daha iyi anlarız…” Ya bir gün aynı acıyı biz yüreğimizde yaşarsak? Onları Ezber ’e öldürmeye yine devam eder miyiz acaba? İzlediğim şahane bir belgeselde “ Empatiyi öğrenmek zorundayız ” diyordu. Evet! ya bize yapılsaydı?
Çıkış noktamı buldum.
Daha da uykusuz geceler başladı. Kalp ve mide kasılmaları ile gördüklerimi kaleme almaya başladım. Sonra sıra hayallerimi ete, kana, cana büründürmeye gelecekti. Heyecanım çok büyük. Bu sene, neslimizin onları ilk kez organize şekilde öldürmeye başladığı Hayırsız Ada vakasının 100. senesi. 100 senedir onları öldürüyoruz. Tabii ki bu filmden sonra da öldürmeye devam edeceğiz.
Türümüz Ezber’e öldüren tek tür.
Ama belki birkaç kişinin kalbine dokunmayı başarabilirim. Sadece onlar için…
Çocukluk hayalim gerçek mi oluyor acaba?
Tesadüfler bizim her şeyimiz.
Tolga ÖZTORUN
Burası ISTANBUL!
Ekim 2008
Böyle demiş Tolga Özturan.. Kendisi Yedikule Hayvan Barınakları gönüllülerinden. Kendisi gibi bir hayvansever olan Sevinç Erbulak'ın desteği ile Sokak Hayvanları için gerçekten onları anlamamızı sağlayacak güzel bir film hazırlamışlar. Filmder rol alan kişilerin hemen hemen hepsi çok ünlü sanatçılar. Oldukça sarsıcı sahneleri olan bu filmi televizyonda denk gelip izlemediyseniz BURADAN izleyebirisiniz.
Başta çokmu abartmışlar acaba diye düşünmedim değil filmi izlerken. Ancak okuduğum kadarı ile Tolga Özturan yaşadıklarından yola çıkarak hazırlamış bu filmi. Bu da filmi daha etkileyici kılıyor. Hiç bu şekilde düşünmemiştim. Hayvanların gözünden bakınca gerçekten insanoğlunun ne kadar acımasız olduğu gerçeği birkez daha gözümüze sokuluyor.
Tolga Özturan'ın dediği gibi: "Türümüz Ezber’e öldüren tek tür."
Film hakkında daha fazla bilgi için TIKLAYIN.

DaNTeL ZaMaN
11/12/2009 · Kategori: Dusundum tasindim
« Önceki ::



